Ölü Hücreleri Bile Telafi Edebilen İşitme Cihazı

Kulağa çok basit gelse de kaybetmediğimiz sürece değerini anlamanın zor olduğu özelliklerimizden biri şüphesiz duyma yetisi. Bu yetinin yokluğunda neler olduğunu kabaca biliyorsunuzdur. Duyma sorunu yaşayanlar ya duymalarını sağlayan fakat ne olduğunu bilmediğiniz küçük aletler takar ya da beden diliyle iletişim kurar öyle değil mi?

Aslında duyma yetisinin yokluğunda bundan çok daha fazlası gerçekleşiyor. Öyle ki dilsizlik olarak halk arasında bilinen durum da büyük ölçüde bu sebepten ortaya çıkabiliyor. Çünkü duymayan birinin konuşmayı öğrenmesi oldukça zor. Bu noktada bahsettiğimiz küçük aletlerin işlevselliği de bir yere kadar gidiyor. Fakat koklear implant, buradan çok daha fazla kapı açarak hiç duymayan kişilere bile çözüm olabiliyor.

Koklear implantın nasıl çalıştığını anlayabilmeniz için ‘nasıl duyduğumuzu’ kabaca anlatalım.

Hansaton

Aslında burada oldukça karışık işlemler dönse de süreci anlamanız yeterli. Öncelikle kulağın dış kısmından içeriye giren ses dalgaları, kulak kanalı boyunca ilerliyor ve kulak zarına ulaşıyor. Burada ses dalgalarıyla titreyen kulak zarının titreşimleri, aradaki kemikler aracılığıyla kokleaya iletiliyor.

Kokleanın içindeki tüylü hücreler, bu titreşimleri sinyale çevirerek işitme siniri üzerinden beyne ulaştırıyor ve beyin de bu sinyalleri ses olarak yorumluyor.

Peki duyma sorunu yaşayanlarda değişen ne?

İşitme cihazı

Bahsettiğimiz tüylü hücreler işlevlerini yerine getiremediğinde, yani iç kulakta bir sorun meydana geldiğinde kulak zarı titreşim hâlinde olsa dâhi ses iletilmediğinden duyma sorunu yaşanıyor. Fakat konumuzun odağındaki koklear implantların öncesinde, hepimizin aşina olduğu işitme cihazları bulunuyor.

Bu cihazların binbir çeşidi olsa da temelde yaptıkları şey aynı sayılır.

Hidden Hearing

O da ses titreşimlerini kulağın yapısına uyacak şekilde yükseltmek. Bunu sağlamak için de yapılarında mikrofon, hoparlör ve yükseltici bulunur. Fakat eğer kokleadaki tüylü hücreler işlevini yerine getiremiyorsa ses ne kadar yüksek olursa olsun işitme sağlanamayacaktır.

Tam da bu noktada koklear implant devreye giriyor. Peki neyi farklı yapıyor bu alet?

Lafı dolandırmak gibi olmasın fakat koklear implantın duymayı nasıl mümkün kıldığını anlamak için ne olduğunu ve nasıl çalıştığını bilmek gerekiyor. Kısaca değinelim.

Koklear implant; birinin kafa derisinin içinde, ikisinin de dışında yer aldığı üç parçadan oluşuyor. Mikrofon ve iletici dışarıda bulunurken alıcı kısmı içeride yer alıyor. Koklear implantın uygun görüldüğü kişilerde, gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra ameliyat yoluyla önce kafa derisinin altına alıcı yerleştiriliyor.

Ameliyattan bir süre sonra mikrofon ve işlemci de kolayca dışarıdan takılabiliyor.

İşitme cihazından farkı ise çalışma prensibinde kendini gösteriyor.

Türkçeleştirildi

Yazımızın başlarında “…eğer kokleadaki tüylü hücreler işlevini yerine getiremiyorsa, ses ne kadar yüksek olursa olsun işitme sağlanamayacaktır” demiştik. Koklear implantın kafa derisinin içine yerleştirilen kısmı, kokleanın içine kadar gidiyor ve buradaki tüy hücrelerinin görevini üstlenerek gerekli sinyali, beyne direkt olarak kendisi iletiyor.

Yani bu süreçte, iç kulakta gerçekleşen olaylar atlanıyor ve direkt olarak tüy hücrelerinin olduğu kısma geçiliyor.

Çalışma mantığı ise şu şekilde:

  • Dışarıdaki mikrofon, sesleri alarak iletici kısma aktarıyor
  • Buraya gelen dalgalar, kodlanmış sinyal şeklinde alıcıya gönderiliyor
  • Kafa derisinin içindeki alıcı, bu sinyalleri alıp elektrik sinyallerine çeviriyor
  • Elektrot düzeneğiyle bu sinyal, kokleanın içine kadar taşınır

Kokleanın belirli yerlerinde belirli frekanslar daha iyi algılanır

  • Kokleadaki düzenek, bu bağlamda gelen sesin frekansına göre farklı yerleri tetikler
  • Bu sayede sinyal, tüylü hücrelerle değil, elektrot yoluyla beyne iletilir ve söz konusu ses duyulur

Bahsettiğimiz tüylü hücrelerin sayısı çok fazla olduğundan sağlıklı bir birey, ses ayrımını daha rahat yapabilir.

Fakat koklear implantta bu kadar çok sayıda alıcı olmadığından ses ayrımı o kadar da keskin sayılmaz. Yine de bu, duyma sorunları yaşayan veya hiç duyamayanlar için mucizevi bir alet olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Doktorların söylediğine göre bu alet ilk takıldığında, beynin alışma süreci sebebiyle ses bir tık boğuk algılanıyor. Zaten adaptasyonun en hızlı ve en kolay şekilde gerçekleşebilmesi için erken yaşın daha ideal olduğu da belirtiliyor.

Korkmaya gerek yok:

Associates of Otolaryngology

Sonuçta bu konuda elinizi ne kadar hızlı tutarsanız duyma yetisine de o kadar hızlı kavuşursunuz. Gözünüzde karışık bir operasyonmuş gibi de görünmesin. Alanında yetkin isimlerin söylediğine göre, koklear implant uygun görüldükten sonra kolayca yerleştirilebiliyor.

Okurumuzdan gelen istek üzerine bilinçlendirme amacıyla hazırladığımız bu içeriğin, koklear implanta karşı ön yargılı olanlara ve bu konuda eksik bilgi sahibi olanlara farklı bir bakış açısı kazandırmasını umuyoruz. Siz de bu gibi konuları ister sosyal medya kanallarımız isterseniz de yorum aracılığıyla önerebilirsiniz. Her birine bakıyor olacağız.

Kaynaklar: Medicana, NIDCD, Cochlear, NDCS

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir